İşte size en hızlı 5 yağ yakma önerisi, haber detayımıza göz atınız.
Nasıl spor yaparak ve beslenerek kilo vereceğinizi aklınızdan geçiriyorsanız bu stratejik bilgiler size yardımcı olabilir.
Eğer kadınsanız büyük bir muffin kek yediğiniz için muhtemelen en sevdiğiniz jeanin içine giremezsiniz. Girebilenleri de kıskanırsınız. Eğer atıştırmadan duramayan bir erkekseniz, gençliğinizdeki düz karnınızdan eser kalmamış olabilir. Daha hızlı yağ yakamaz mısınız? Sandığınız kadar kolay olmasa da imkansız değil.
İşte yağları yakmanızı sağlayan 5 strateji..
1. Gerçekçi olun
Gerçek öneri 1: "Kilo veremezsiniz. Kimse bunu duymak istemez." Eğer jeanlerinize gerçekten girmek istiyorsanız tepeden tırnağa yağ yakmanız gerekiyor. Bedeninizdeki yağlardan kurtulmak için kendinizden başka destekçiniz yok.
Gerçek öneri 2: Biraz zamana ihtiyacınız var. "Karnınızı hemen düzleştirecek kolay bir yol yok. Dikkatli beslenirseniz ve egzersizlerinizi ihmal etmezseniz, zaman geçtikçe göbeğiniz veya basenleriniz kaybolacak. Kendinize birkaç ay verin. Kilonuz hemen değişmeyebilir ancak kıyafetlerinizi giydiğinizde farkı göreceksiniz.
Gerçek öneri 3: Bu biraz zalimce gelebilir. 20 yaşlarındaki gibi dümdüz bir karına sahip olmayı beklemeyin. "Yaş geçtikçe cilt elastikliğini kaybeder." Cilt sarkıklığı göbek gibi görünebilir. Yaş geçtikçe kaslar gücünü kaybeder, metabolizma yavaşlar ve bunlarla mücadele etmek zorunda kalırız.
2. Yağ yakıcı egzersiz: Kalbinizi pompalayın
Kalbi çalıştıran kardiyovasküler egzersiz programı yağları yakmanızı sağlar. Yürüyüş mükemmel bir egzersizdir. Düzenli ve tempolu yürüyen insanlar yağlarından ve sarkmalardan kolaylıkla kurtulabilir. Kısa süreli yürüyüşler çok fazla etkili olmaz. Günde iki gün yürüyorsanız 3 güne çıkarın. Eğer 30 dakika koşuyorsanız bunu 45 dakika yapın.
Ara egzersizler, hafif egzersiz yapanların daha fazla yağ yakmalarını sağlar. 5 dakika yürüyüp 5 dakika koşun. Bu şekilde devam edin. Bu strateji daha fazla yağ ve kalori yakmanızı sağlayacak. Yaptığınız yürüyüş ve egzersizlerin aralıklarını sıklaştırmanız, sayısını artırmanız daha fazla kalori ve yağ yakmanızı sağlar.
3. Yağ yakıcı egzersiz: Ağırlık kaldırın ya da diğer güçlendirici egzresizleri yapın.
Haftada 3 kez yarım saat ağırlık çalışırsanız sarkmaları önlersiniz. Eğer başlangıç aşamasındaysanız önce sarkmaları kontrol altına almalısınız. 2 ağırlık kaldırma dersi işinize yarayabilir. Eğer sarkmaları kontrol altına aldıysanız haftada bir 2 ağırlık dersi kontrol etmenizi sağlayacaktır. Bu konuda aklınız karıştıysa ve diğer sarkan bölgelerinizin de toparlanmasını istiyorsanız eğiticinizden yardım alabilirsiniz.
Basit bie ev egzersizi: Bir süpürge alın. Tutun ve başınızın üstüne kadar kaldırın. Sağa ve sola doğru hareket ettirin. Tekrarladıkça sıkılaşmayı hissedecek ve bu hareketi seveceksiniz. Ağırlık egzersizi boyunca maksimum yağ yakmak için her egzersizi 12-15 arasında tekrarlamalısınız. Erkeklerin ise bir hareketi 8 ile 12 arasında tekrarlaması yeterli.
4. Yağ yakıcı egzersiz: Şınav egzersizi
Sarkmalardan kurtulmak için insanlar sürekli şınav hareketi yapmayı planlar. Bu hareket karın ve bel çevresi yağlardan kurtulmanızı sağlar. Aynı şekilde bu şekilde oturup kalkmak basenlerdeki yağları da eritir.
5. Nasıl yağ kaybedersiniz: Beslenmenizi gözden geçirin
Her hafta beslenmenize yağ yakan şeyler ekleyin. Bunlar acı biber, yağsız süt ürünleri ve yağsız besinler olabilir. Bazı araştırmalar bazı yiyeceklerin metabolizma hızlandırıcı etkisine dikkat çekiyor. Örneğin biberin bu tür etkisi olduğu belirlenmiş. Günlük beslenmenizde diyetinize yardımcı olacak yağsız gıdaları tercih edin. Ufak besinleri sıkça tüketmek de kilo vermenizi sağlıyor. Günde 5 kere, daha ufak porsiyonlarda yiyeceklerinizi yemek kilo vermenize yardımcı olurken, her zaman enerjik kalmanızı sağlar.
-
5/11/2009 · Kategori: Diyet _ Zayiflama
- Karın çevrenizde yağ birikiminiz varsa
- Kolesterolünüz ve özellikle trigliserit seviyeleriniz yüksek, HDL kolesterolünüz düşükse
- Tatlı ve alkolü canınız çok sık çekiyorsa,
- Gün içerisinde özellikle öğle yemeklerinden sonra kendinizi çok yorgun ve bitkin hissediyorsanız,
- Ekmek ve makarna, çikolata veya baklava favori yemeğinizse,
- Gece uykunuzdan kalkıp özellikle tatlı ya da nişastalı bir şeyler yemek isteğindeyseniz,
- Sabah yorgunluğunan çok şikâyetçi iseniz nedeni insülin direnci olabilir.
Dolayısıyla bu gıdaların yenmemesi kilo kontrolüne bir gram bile fayda sağlamaz! Tamiflu ve Relenza domuz gribinden korunmak için kullanılmaz Domuz gribi korkusu hepimizde var. Emin olun ben de ailem, çocuklarım ve henüz 2,5 yaşında olan küçük torunum için ciddi tereddütler taşıyorum. Depresyon erken doğum riskini artırıyor Gebelik sırasında depresyon, sanıldığından daha sık görülen bir durumdur. Yapılan bilimsel çalışmalarda ABD’li gebe kadınların yüzde 44’ünde depresyon belirtileri görülmüştür. Bunların yarısı, yani 10 kadının 25’inde ise ciddi yani majör depresyon bulguları vardır. Gebelik öncesi depresyon geçirenler, gebelikte bu duruma daha yakın olmaktadır ve bu gebelerin erken doğum yapması, yani 37 haftadan önce doğurma riski iki kat artmaktadır.
Sorunun cevabını bekletmeden verelim: Besin alerjisi veya bazı gıdalara karşı toleranssızlık asla kilo aldırmaz.
Bu nedenle “gıda intoleransı testleri”nin sonuçlarına göre kilo vermeyi düşünüyorsanız lütfen vazgeçin! Çünkü alerji uzmanları ve dâhiliyeciler gıda intoleransı testlerinin doğruluğuna bile inanmıyor.
“Kilo pazarı” herkesin iştahını kabartacak kadar büyük bir ekonomidir. Kimi ürettiği “yağ eritici mucize iksirler”, kimi şu veya bu bitkiden, ottan, çöpten, yapraktan, yosundan ürettiği “kilo verdiren kapsüller” ile bu alandan para kazanmak ister.
Bazıları hızını alamaz, “yağ kırıcı teknolojiler” geliştirerek yağ kaybını hızlandıran elektrik süpürgesi benzeri “vakumlu aletleri vücudunuzda gezdirerek” size yardımcı olmayı vaat eder.
Bu iyi niyetli yardımların amacı hep aynıdır: Kilo ekonomisinden pay alabilmek. Sonuç ise hiç değişmez: Hüsran!
YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
Kısacası bugüne kadar yapılan hiçbir bilimsel çalışmada bu mucize çözümlerin işe yaradığı gösterilememiş.
Son zamanlarda yine böyle bir mucize çözüm pazarlanıyor: Gıda intoleransı testi yaptır, bu testlerdeki gıdaları yiyip içme, 7-8 kilo ver!
Onlara göre “eğer vücudunuzun tolere etmediği bazı gıdaları belirler ve bu gıdaları yemezseniz hızla kilo verirsiniz. Kilo almanızın sebebi bu gıdaların yenilip içilmesidir.”
Bu doğru bir bilgi değildir. Bu testlerin sonucuna bakarak şu veya bu besini yememeniz halinde kilo vermeniz de mümkün olamaz.
Kilo vermenin yolu kilo almanıza sebep olan faktörleri doğru belirlemekten geçiyor.
Kilo almaya yol açan faktörlerin içinde belirli besinlere karşı alerji veya tolerans bozukluğunun bulunduğu hiçbir bilimsel çalışma da gösterilememiştir.
DOĞRUSU NE
Değerli okur, kilo sorununun kalıcı çözümü yukarıda da belirttiğimiz gibi kilo almaya sebep olan gerçek nedenin belirlenip ortadan kaldırılması ile mümkündür.
Kilo almanıza yol açan şey gereğinden fazla gıda tüketimi, hareketsizlik, bir sağlık sorunu ya da kullandığınız bir ilaç veya başka bir neden olabilir.
Bazen de genetik veya metabolik eğiliminiz bu sorunu hep gündemde tutar. Sorunu tetikleyen problemi yok etmeden ve yiyip içtiklerinizi değil, miktarlarını ve kalorilerini azaltıp bedensel aktivitenizi arttırmadan bu sorunu çözemezsiniz.
Eğer çözebileceğini iddia edenler varsa, önerecekleri çözümlerin sizi değil, cüzdanınızı incelteceğini aklınızdan hiç çıkarmayın.
Bu tür çözümlere bel bağlamayın. Çözümün “yediklerinizi azaltmak ve aktivitenizi arttırmaktan” geçtiğini sakın unutmayın.
Bu tereddütleri biraz da biz doktorlar ve Sağlık Bakanlığımız tetikledik gibi görünüyor. Yani gazetemizin attığı manşet gerçekten doğru: “Domuz gribi endişesi hastalığın kendinden daha hızlı yayılıyor”... Ama böyle olması da kötü değil. Biraz daha dikkatli olmak hastalığın yayılmasını önlemede etkili bir faktör olacak.
Bununla birlikte hastalıktan korunmak için bazı yanlışları yapmaktan da uzak durmak gerekiyor. Sık yapılan yanlışlardan biri bu hastalığın belirtilerini hafifleten ve daha kolay geçirilmesini sağlayan Tamiflu ve Relenza gibi antiviral ilaçları koruyucu amaçla kullanmak. Her iki ilacın da eğer erken dönemde (en geç ilk 48 saatte) tedaviye başlanırsa hastalığın iyileşmesine yardımcı oldukları kesin. Ama uzmanlar bu ilaçların koruyucu amaçla kullanılmalarına kesinlikle karşı çıkıyor. Çünkü yaygın ve kontrolsüz kullanımın bu ilaçlara karşı direnci arttıracağını düşünüyorlar.
Annelere bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Lütfen her iki ilacında koruyucu amaçla kullanılmayacağını unutmayın. Ciddi yan etkileri olabilen bu ilaçları doktorunuzla konuşmadan sakın çocuklarınıza vermeye kalkmayın.
Depresyonun hangi mekanizma ile erken doğum riskini artırdığı ise tam olarak bilinmemektedir. Hamilelikte hangi depresyon ilacının daha güvenli olduğuna dair kesin bulgular olmamakla birlikte, ilaç kullanımının kişiselleştirilmesi tavsiye edilmektedir.
Paroxetin’in doğumsal anormallikleri arttırabileceği, SSRI tipi antidepresanları kullanan annelerin bebeklerinde solunum ve beslenme sorunları olabileceği bildirilmiştir.
Davranış ve grup terapileri de bir opsiyon olarak belirebilir, aynı zamanda doktor ve hasta ilaç tedavisine karar verirken bu tedavinin artı ve eksilerini iyi tartışarak karara varmalıdır.
Devamlı masa başında çalışanlar sıkıldıkları anda yemeğe yöneliyorlar.
Ofiste çalışanlar obezite görülme sıklığının artış nedenleri arasında, saatlerce hareketsiz masa başında oturmanın yanı sıra, abur-cubur atıştırmak, öğle yemeğini, masada fast food tarzı yağlı ve kalorili besinlerden oluşan bir menüyle yapmak; masada su yerine, sürekli çay, kahve, meşrubat tarzı içecekler tüketmek, ofis içerisinde ara öğün bulundurmamak, toplantıların sık ve uzun saatler alması sonucunda ara veya ana öğünleri atlamak gibi birçok neden sayılabilir. Eğer siz de bir ofis çalışanıysanız, bu belirtilen konularda önleminizi almanız gerekir:
- Mümkünse öğle yemeğinizi telefon ile sipariş etmeyin, yakın bir restorana giderek öğle yemeği saatinde hareketinizi artırabilirsiniz.
- Öğle yemeğinde ofis dışına çıkamıyorsanız, telefonda vereceğiniz yemek siparişinde, yemeklerin yüksek yağ ve kalori içermemesine dikkat edin; kepekli sandviç, ton balıklı salata, ızgara köfte, salata, kepekli tost, ayran tarzında menüler tercih edin. Pizza, hamburger tarzı yemekler, hem yüksek kalorilidir hem de öğleden sonra iş veriminizi düşürür.
- Her on beş dakikada bir; omuz, kol ve bacaklarınızı hareket ettirin. Mümkünse, ofiste yapılabilecek egzersizleri, gün içinde birkaç kez uygulayın.
- Çay, kahve, meşrubat tarzı içecekleri tüketmek yerine, masanıza şık bir sürahi alın ve bol bol su tüketin. Çay içmek isterseniz, bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.
- Evrak gibi malzemeler gerekli olduğunda, masadan kalkarak siz alın, telefonla halledeceğiniz şeyleri, masadan kalkarak kendiniz arkadaşınıza söyleyin. Bu tarz davranışlar, gün içinde harcadığınız enerjinin artmasına sebep olacaktır.
- İş yerine gelip-giderken, varsa özel aracınızı değil servisi kullanın ve servisten, iki ya da üç durak önce inin, evinize giderken yapacağınız on beş, yirmi dakikalık yürüyüşler, günlük egzersizinizin artmasını sağlar. Sabahları da aynı şekilde, servisinize iki ya da üç durak ileriden binin. Böylece sabah yürüyüşleriyle de hareketinizi artırmış olursunuz.
- Çekmecenize kuru kayısı, incir, galeta, kepekli bisküvi, ceviz, fındık gibi bozulmayan ve koku yapmayan gıdalar koyun. Bunlar, metabolizmanızın hızlanmasını sağlayan ve çok acıkıp, bir sonraki ana öğünde fazla miktarda yemenizi engelleyen ara öğünlerdir. Bu nedenle, üç ya da dört saatte bir, bu tür besinleri atıştırabilirsiniz.
- Toplantı esnasında veya ofiste bir şeyler yemeniz mümkün değilse, ara öğün olarak, tam sütten yapılmış, kafeinsiz kahve tercih edebilirsiniz.
- İş arkadaşlarınızın size çikolata, bisküvi gibi ikramlarını geri çeviremediğinizi düşünüyorsanız, onları size ikramda bulunmamaları ve sizi sağlıklı beslenme konusunda desteklemeleri konusunda uyarabilirsiniz.
- Öğle yemeğiniz şirkette servis ediliyorsa; karbonhidratlı, ağır gıdalar yerine, hafif ve düşük kalorili yemekleri tercih edin. Özellikle salata ve protein içeren bir besin sizi uzun süre tok tutacak, atıştırmanızı engelleyecek ve öğleden sonra daha verimli çalışmanızı sağlayacaktır.
- Öğle yemeğinde, kan şekerini hızla yükselten, glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun. Örneğin; makarna yerine bulgur pilavı, beyaz ekmek yerine kepek ekmeği gibi tercihler yapın.
- Özellikle hamurlu tatlıları tüketmeyin. Tatlı yemek isterseniz, bir-iki bisküvi ya da meyve tarzı besinlerle tatlı isteğinizi geçiştirin.
Sağlık biraz da rakamlarla ilgili bir şey. Daha doğrusu bazı rakamları ihmal etmeye gelmiyor.
Söz gelişi, bel çevrenizin rakamsal değeri çok önemli. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde 100 cm.den geniş bel çevresi pek makbul değil. Fazlası şeker, tansiyon, kalp krizi, felç riski anlamına geliyor. Kan basıncınızın 125/85 mmHg.nin altında kalması da çok önemli. Peki başka?
SAĞLIK rakamlarla ölçülemez ama bazı rakamlar var ki onları mutlaka ciddiye almamız gerekiyor, bu rakamların alt ve üst sınırları arasında dolaşmak daha güvenli gibi oluyor. “Sağlıklı rakamlar” özellikle yaşlılıkta önemli hale geliyor. Çünkü yeni hayat eskisinden daha uzun ve bu uzun hayatın kalitesini –biraz da- bu rakamlar belirliyor. Mesela kan basıncınızın 125/85 mmHg.nin altında kalması çok önemli. Bu rakamın hiçbir zaman 140/90 mm/Hg.yi geçmemesi gerekiyor. Eğer geçerse bu durum kalp krizinden inmeye göz kanamasından böbrek yetmezliğine pek çok soruna aday olduğunuzu gösteriyor. 125/85’in altında kan basıncı değerlerine sahipseniz ömrünüz kesinlikle –beklenenden- daha uzun oluyor.
Kan şekerinizin açlıkta 100, toklukta 140 mm/dl.den yüksek olmaması da önemli bir nokta. Kan şekeriniz yükseldikçe kanınızın akışkanlığı azalıyor, damarlarınızın sinirlerinizin tahrip olma olasılığı yükseliyor. Eğer dikkat etmezseniz bir süre sonra bu rakamlarda göz, böbrek, kalp ve sinir sistemi hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Örneğin kalp enfarktüsü geçirme ihtimaliniz felç riskiniz artıyor. Retina kanamalarıydı, katarakttı, glokomdu derken göz sorunları bir bir sıraya giriyor.
130’un üstü zararlı
Kan yağlarınızın dengesinde de rakamsal bazı değerlere uymak zorundasınız. Mesela kötü kolesterolünüz 130’u, trigliseridiniz 200’ü geçmemeli. İyi kolesterolünüz (HDL) 40’ın altında olmamalı! Kolesterol ve trigliserid değerleriniz arttıkça ve/veya iyi kolesterolünüz azaldıkça rakamların ağırlığı sağlığınızın üstüne çökmeye başlıyor. Damarlarınız kalınlaşıp sertleşmeye, kolesterol plaklarıyla kavga etmeye ve bir süre sonra da yorgun düşmeye mahkûm oluyor. Bel çevrenizin rakamsal değeri de çok önemli. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde 100 cm.den geniş bel çevresi pek makbul değil. Fazlası şeker, tansiyon, kalp krizi, felç riski anlamına geliyor.
Sağlığı etkileyen rakamlar bir türlü bitmiyor. Bizi dinlerseniz ürik asit seviyelerinizi yüzde 6,5 mg’ın altında tutmanızda yarar var. Çünkü iyi ve sağlıklı yaşlanmanın düşmanlarından biri de kanda fazla miktarda ürik asit dolaşması. Bu maddenin fazlası kalp kapaklarına, damarlara, eklemlere, böbreklere çöküp yerleşiyor, böbrek taşı yapıyor, artrite yol açıyor, kalp kapaklarını bozabiliyor.
İyi yaşamak sağlıklı keyifli huzurlu bir hayat sürmek için tabiî ki bu rakamları birebir tutturmak zorunda değilsiniz ama hayatınızı daha da iyileştirmek bu rakamları dikkate almanızda fayda var…
Bölgesel zayıflama mümkün değil
Kİlo vermeye başladığınızda vücudunuzun hangi bölgesindeki yağların eriyeceğine siz değil genleriniz karar veriyor. Hangi egzersizi yaparsanız yapın hangi diyeti uygularsanız uygulayın vücut sizin değil, genlerinizin emirlerini dinliyor (Genel olarak da kilo alırken nerelerde yağ birikmişse kilo verilirken de o bölgedeki yağlar kayboluyor). Eğer kilo sorununuz olmadan meydana gelen bazı bölgesel yağ birikimleriniz varsa bunun en doğru yolu muhtemelen liposuctiondan faydalanmak olacaktır. Bazı diyet kliniklerinin bölgesel zayıflama yaptığını ileri sürerek karnitinle karnı inceltme, CLA ile bacaklara şekil verme önerileri de sadece aldatmacadan ibarettir.
İnsülin direnci belirtileri
Metabolizmanızın çalışma hızı kilo vermenizi doğrudan etkiler. Yavaş metabolizma hızına sahip kişiler daha zor kilo verirler. Paniğe kapılmayın, elbette ki kilo vermenizi kolaylaştıracak yöntemler var!
Öncelikle metabolizma neden yavaş çalışır sorusunun cevaplarına yakından bakalım. Belki de hatalı beslenme alışkanlıklarınız çalışma hızınızı düşürüyordur.
Metabolizma hızını; yaş, kilo, cinsiyet, genetik yapı, hormonlar, egzersiz alışkanlıkları belirler.
Uzun süreli açlık, kahvaltı etmemek, öğüt atlamak, uzun aralıklarla çok fazla yemek, lifli gıdalarla beslenmemek metabolizma hızını düşüren faktörler arasında yer alır.
Kilo verebilmek için metabolizma hızınızı artıracak yöntemler;
2-3 saat arayla beslenin. Ara öğünlerde lifli ve hafif yiyecekler yemeye özen gösterin.
Güne kahvaltı yaparak başlayın. Gece boyunca enerjisi düşen vücudunuzu harekete geçirin.
Öğünlerinizi atlamayın. Mutlaka 3 öğün yemek yemeye dikkat edin.
Günde 2 litre su için. Su içmek sağlıklı bir cilt için de faydalıdır.
Egzersiz yaparak kas kütlenizi artırın.
Karbonhidrat ve protein içerikli gıdaları beslenme planınıza ekleyin.
Şok diyetler vücuttaki kasları eritir ve diyeti bıraktığınız anda daha fazla kilo almanıza neden olur. Çok düşük kalorili diyetleri uygulamayın. Yetişkin bir kadının günlük kalori ihtiyacı 2200-2400 seviyesindedir. Bu seviyeden düşük diyet ve beslenme türlerinden uzak durun.
Kadınların sık karşılaştığı hastalıklardan biri olan troid; kilo vermeyi engelleyen, metabolizma hızını düşüren önemli bir faktördür. Eğer diyet ve egzersiz yapmanıza rağmen kilo veremediğinizi düşünüyorsanız mutlaka doktora danışıp gerekli testleri yaptırınız.
« Önceki Yazılar :|:










